BİZE ULAŞIN upoyresmi@upoy.org

Araştırma Yazıları

Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Öğrencileri Yapılanması

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

- +
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Şiddet olgusu en yalın haliyle “bir kişiye güç veya baskı uygulayarak istenen bir şeyi yapmaya zorlama” şeklinde tanımlanmaktadır (Harcar&Çakır&Sürvegil& Budak, 2008). Ne yazık ki dünyada/ülkemizde birçok ortamda çoğu insan fiziksel, psikolojik ya da ihmale dayalı şiddete maruz kalıyor. Peki, şiddet türleri ve biçimleri nelerdir?

 

DSÖ Şiddet Raporu’na göre şöyle listelenmiştir:

 

Şiddet Biçimleri

Fiziksel Şiddet

Psikolojik Şiddet

Yoksunluk ve İhmal

 

Şiddet Türleri

 

Kişinin Kendine Uyguladığı Şiddet

 

Kişiler Arası Şiddet: Kişilerarası şiddet, aile içinde uygulanan şiddet ve topluluk içi şiddet olarak iki alt gruba ayrılmaktadır:

 

  1. Aile İçi Şiddet:

 

Kadına Yönelik Şiddet: Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik  şiddetin “kadının erkek tarafından ezilmesine ve ayrımcılığa yol açan, kadın ile erkek arasındaki eşit olmayan tarihsel güç ilişkilerinin bir göstergesi” ve “kadına yönelik şiddetin kadını, erkeklerinkiyle karşılaştırıldığında daha alt bir statüye indirgeyen sosyal mekanizmaların en önemlilerinden birisi” olduğunu belirtmektedir. Kadına yönelik cinsel şiddetin sonuçları ölümcül olmayan sonuçlar (istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, jinekolojik sorunlar, kendine zarar veren davranışlar, düşükler, baş ağrısı), psikolojik sonuçlar (depresyon, korku, kaygı, kendine güvensizlik, cinsel bozukluklar, yeme sorunu) ve ölümcül sonuçlar (intihar, öldürme, HIV/AIDS) olarak üç grupta toplanabilir.

 

 

 

  1. Topluluk İçi Şiddet: Birbirini tanıyan veya tanımayan aile dışı kimseler arasında yaşanan şiddet olgusunu içerir. Bu şiddet türü iş yerindeki, eğitim kurumlarındaki, hapishanelerdeki, bakım evlerindeki ya da diğer benzer mekânlardaki fiziksel ve psikolojik şiddeti, tecavüzü, cinsel kötü muameleyi, cinsel tacizi ve saldırıları kapsar. Silahlı gruplar tarafından işlenen tecavüz ve diğer ihlaller, satılma, sex işçiliği  ve çalışmaya zorlanma bu gruba dâhildir.

 

Kadına yönelik şiddete yönelik tepki gün be gün artmakla birlikte şiddet oranı da her geçen gün artmaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Verilerine göre 2018 yılında 337 kadın, cinayete kurban gitmiştir. 2017’de ise bu sayı 347 idi. Ve 2018 yılındaki aylık verilere bakıldığında her ay en az 30 kadın cinayet, şiddet ve benzeri sebeplerle hayata veda etmiştir. Kasım ve Aralık verilerini de eklediğimizde 2019 yılına tahmine 370 kadını cinayete kurban vermiş olarak gireceğiz. Bu sayıların bu kadar artmasını önlemek ise insanların elinde!

 

Kadınlara şiddet uygulayan kişiler eşleri, sevgilileri, abileri, babaları gibi en yakınındaki kişilerden oluşmaktadır. Toplumumuzda ise “Karı koca arasına girilmez. Kocasıdır; hem sever, hem döver.”, ”Kızını dövmeyen dizini döver.”, “Dayak, cennetten çıkmadır.” gibi yaygın yanlış düşünceler hakimdir. Peki, kadın gerçekten şiddeti hak etmekte midir? Sadece gecenin bir vakti dışarıda diye tacize, tecavüze uğraması mı gerekmektedir? Evindeki/hayatındaki erkeğe istediği hizmeti sunamadı diye ya da kazayla onları kızdırdı diye canına mı susamıştır? Kahkaha atıyor, güzel ve şık giyiniyor diye aranıyor mudur kadın? Suç, gerçekten kadında mıdır?

 

Suçu kadına erkeklerin yanında bazı kadınlar da yüklemektedir. Bu yanlış düşünceler sadece erkeklerin değil, bazı kadınların da düşünceleridir. Yeni nesilleri dünyaya getiren, onlara hayatı öğreten, düşünmeyi, davranmayı öğretenler kadınlardır. “Senin de annene, kardeşine yapılsa hoşuna gider mi?” düşüncesiyle empati yapması istenir erkekten. Ama bunu diyenler kendi annelerine, eşlerine, kardeşlerine de şiddet uygulamaktadır. Kaldı ki bir kadına verilen değer, birilerinin eşi, kardeşi veya herhangi bir yakını olması gibi bir koşula bağlanmamalıdır. Erkeğin yemeği pişmemişse, gömleği yıkanmamış veya ütülenmemişse olaylar istenilmeyen boyuta taşınabilir çünkü. Fiziksel olarak olmasa bile, psikolojik olarak şiddet uygular hayatındaki kadınlara. Feminizm felsefesinin kadının erkekten üstün olduğunu savunduğunu düşünenler, bu akımın yaygınlaşıp kadının erkeğe şiddet uyguladığını iddia etmektedir. Öncelikle şiddetin her türlüsünün yanlış olduğu belirtilmelidir. Şiddetin cinsiyeti yoktur. Mağdur kişi her zaman hakkını aramalıdır. Ancak toplumdaki tarihsel olgu göz önüne alındığında ve biyolojik fiziksel özellikler göz önüne alındığında erkeğin fiziksel açıdan daha güçlü olduğu düşünüldüğü için fiziksel şiddete uğrayan kişi genelde kadın oluyor. Ayrıca, ekonomik olarak da erkeğe bağlı olan kadın, bağımsız olamıyor, bağımsız olmak istediğinde de “namus ( ! ) cinayetine”  kurban gidiyor. Kadının ekonomik bağımsızlığını elde etmesi, ev işlerinde erkekten yardım istemesi, ne sebeple olursa olsun karanlık saatte tek başına sokakta olması onun fiziksel ve psikolojik olarak şiddeti hak  etmesi, bir şeylerden yoksun bırakılmasını veya sevgi ve ilgiden yoksun bırakma gibi yine psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebileceği cezalandırmaları hak ettiği anlamına gelmez. Kadın sadece çalıştığı için, yürüdüğü, güldüğü için yine şiddeti, tacizi, tecavüzü hak etmez. Bir kadına gecenin bir vakti yüreği ağzında ve sürekli arkasını kollamak zorunda hissettiren, otobüslerin son durağında inmek zorunda kalıp yalnız kaldıklarında tedirgin hissetmek zorunda bırakan toplumumuzdaki kirli zihniyetin temizlenmesi ümidimizle 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele gününde tüm şiddet mağduru kadınlara geçmiş olsun dileklerimizi sunarken hayatını kaybeden kadınların ise ruhlarının huzura kavuşmuş olmasını temenni ediyoruz.

Kaynakça

 

Harcar, T., Çakır, Ö., Sürgevil, O. & Budak, G., “Kadına Yönelik Şiddet ve Türkiye’ de Kadına Yönelik Şiddetin Durumu “ , Toplum ve Demokrasi, 2 ( 4 ) , Eylül- Aralık ,2008 , s. 51-70.

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/210969

http://anitsayac.com/

http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/

http://anitsayac.com/?year=2018

http://anitsayac.com/?year=2017

 

YAZI İŞLERİ VE BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR BİRİMİ