BİZE ULAŞIN upoyresmi@upoy.org

Bizden Haberler

Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Öğrencileri Yapılanması

Biz Engel Olmayalım

- +
Biz Engel Olmayalım

Özel olduğumuzu hissederiz çoğu zaman. Ve çevremizdeki insanlardan özel ilgi, özel sevgi bekleriz. Peki, gerçekten ne kadar özeliz? Gerçekten özel olan kim?

Bazı bireyler bizden  biraz daha farklıdır. Tedavisi olmayan ve sorunlara sebep olan bazı zorluklar yaşarlar. Sahip oldukları bu fark, onları bizden eksik kılmaz. Eşit koşullar sunulduğunda aslında bizden hiçbir farklarının kalmadığı görülecektir. Hatta duruma göre bizden daha yetenekli de olabiliyorlar. Örneğin, hepimizin tanıdığı birçok ünlü isim farklı yetersizliklere sahiptir. Albert Einstein, Thomas Edison, Leonardo Da Vinci öğrenme güçlüğüne sahip olmalarına rağmen muhteşem eserlere imza atmışlardır. Beethoven duyma yetersizliğine sahip olmasına rağmen çok büyük bir piyano üstadıdır.

Karşılarına türlü engeller çıkmış,öğretmenleri onların okulu bırakmaları gerektiğini ve gelecek vaat etmediklerini söylemişler. Ancak bu isimler, engellere meydan okuyarak, yetersizliklerine rağmen hayatlarına devam etmiş, asırlarca konuşulacak işlere imzalarını atmışlardır. Bu isimleri hepimiz biliyoruz. Ancak ülkemizde ve dünyada isimleri bilinmeyen, kendilerine gerekli imkan ve fırsat sunulmadığı için eğitim-öğretim hayatı sonlanan insanlar var . Kör, sağır, dilsiz, topal diye etiketlenip toplumdan soyutlanan insanlar… Oysa onların hepsi birbirinden özel değil midir? Farklılıklardan çıkmaz mı güzellikler?

Görme yetersizliği olan bir birey, her işi kendi başına yapabilir. Hatta bir meslek sahibi olup çalışabilir. Çalışması için ona engel olan şey gözleri değil, insanlardır. Örneğin kaldırımlarda, yollarda, metrolarda, neredeyse her yerde bulunan engelli yollarına neden insanlar araçlarını park eder? Ya da neden bir işçi o yolları ağaca ya da bir direğe çıkartır? Yetersizliği olan bireye kolaylık sağlamak mıdır bu? Yani burada görme engeli olan, engelli olan araç park edip yanlış kaldırım döşeyenler midir? Yoksa yetersizliğe sahip olan kişi mi?

Yürüme yetersizliği olan kişiler için bazı yerlerde engelli rampaları bulunmaktadır. Ama bu rampaların önünde tümsek vardır. Ya da bu rampalar basamaklı bir yere çıkabilmektedir.  Burada da engel olan ayaklar değil, insanlardır.

Konuşma ve işitme yetersizliği olan bireylerin karşısına geçip onlara bağırarak bir şeyler anlatma çabası var bir de… Karşımızdaki zaten duyamıyor ve konuşamıyor. Yani bu konuda güçlük çekiyor. Bu kişiye bağırmak onun için faydalı olmanın aksine onu ürkütebilir. Bu yetersizliğe sahip insanlarla iletişim kurarken biliyorsak işaret dili kullanmak daha sağlıklı olacaktır. En azından beden dilimizi sesimizden daha aktif kullanabiliriz.

Aynı zamanda bazı çocuklar için yaramaz, tembel, huysuz gibi etiketlemelerde bulunulur, zekası hakkında yorum yapılır. Gerçekten sorunun ne kadarı çocuktadır? Özel öğrenme güçlüğü; bir gecikme, hastalık veya konuşma sürecinde, dilde, okumada, hecelemede, yazmada veya aritmetikte ortaya çıkan olası bir serebral işlevsizlikten ve davranışsal bozukluktan veya zihinsel gerilikten, duyu kaybından veya kültürel ve eğitsel faktörlerden kaynaklanmayan bir ya da daha fazla olan gelişim geriliği olarak tanımlanmaktadır. (Bender, W.N. (2016). Öğrenme güçlüğü olan bireyler ve eğitimleri. (H. Sarı, Çev.) İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık.)  Bu çocukların zeka düzeyleri normal hatta üst düzeyde olsa dahi yaşadıkları yetersizlik sebebiyle akademik başarısızlık yaşarlar. Bu tip çocuklara engel oluşturarak onları hayattan soyutlamak, potansiyellerini boşa harcamak yerine, onlarla özel olarak ilgilenip eğitimleri üzerinde doğru yönlendirmelerde bulunup onlarla biraz daha fazla çalışarak onları kazanabiliriz.

Ve şimdi biraz düşünelim… Gözlerimizi sadece 3 dakika kadar kapalı tutalım… Karanlık… Simsiyah bir dünya… Renkler yok… Ya da kulaklarımızı kapatalım sadece 3 dakikalığına…Sessiz bir dünyadayız artık. Hiçbir şey duymuyoruz. Anlamıyoruz. Veya hiç konuşmayalım 3 dakika boyunca insanlar içinde olduğumuz bir ortamda. Hoşumuza giden bir sohbet dönüyor ortalıkta. Ama biz konuşmuyoruz. Susuyoruz. Hiç değilse 3 dakika boyunca ellerimizden, ayaklarımızdan birini kullanamadığımızı tahayyül edelim. Artık o organımız yokmuş gibi davransak… Dokunamıyor, tutamıyor, kavrayamıyor veyahut ayağa kalkıp özgürce yürüyüp koşamıyoruz. Ve bugün bu saydığımız sorunların herhangibirine sahip olamayacağımızın garantisini kim verebilir bize? Belki de 3 dakika sonra yetersizliğe sahip bir birey olacağız.

Sonuç itibariyle engelli dediğimiz insanlar, yetersizliğe sahip olan insanlar değil; biziz, sizsiniz, hepimiziz! 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde yetersizliği olan bireyler için daha engelsiz bir dünya ve onların daha fazla toplumda yer almalarını sağlayacak uygulamalar olmasını istiyoruz. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü verilerine dayanarak, daha fazla engelli bireyin özel sektör başta olmak üzere kamu alanında da istihdam edilmesi için gerekli çalışmalar olmasını temenni ediyoruz.

Hayatı paylaşmak için engel yoktur!

KAYNAKÇA:

https://eyh.aile.gov.tr/uploads/pages/engelli-ve-yasli-bireylere-iliskin-istatistiki-bilgiler/2018-yili-nisan-ayi-bultenini-bu-baglantiyi-kullanarak-indirebilirsiniz.pdf

Bender, W.N. (2016). Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler ve Eğitimleri. H. Sarı (Çev.). Nobel

YAZI İŞLERİ VE BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR BİRİMİ